Boykot gündemi konusunda Twitter’da gezinirken öyle bir mesajlaşmaya denk geldim ki elim ayağım titredi. Aylar önce yazdığım ancak son düzeltmelerini yapmaya üşenip taslakta bıraktığım bir yazıyı hatırladım: Bir İpte Üç Cambaz. Biraz sonra adı geçecek üç kişiye de eşit yer ayırmaya çalıştığım bir yazıydı. Bazen başlık, bir başka deyişle fikir, yazıdan önce gelir akla ve bu sizi gereksiz yere sınırlar. Aslında doğrusu önce yazıp başlığı sonra atmaktır. Yazı işinde kendini formatla sınırladığında üniversite hazırlık sınıflarında formatı ezberletilen essayler gibi sığ sonuçlar çıkar ortaya. Eski yazıyı okurken de bunu hissettim ve hiç hoşuma gitmedi. O nedenle bodoslama başlıyorum bu kez. Ne olduğu bilinmeyen cambaza daha çok yer ayırarak. Karşınızda bir ipte üç cambaz vörjın tu point o.
“Yemek denince akla gelen ilk kişi” diye 100 kişiye sorsak 5 popüler cevaptan biri hiç kuşkusuz Vedat Milor olur. Özellikle benim gibi yeme-içme sevdalıları herhalde daha önce gitmedikleri bir yere gidecekleri zaman mutlaka onun önerilerine bir göz gezdirirler. Mevzubahis Paris ve şarap ise yabancı kaynakların bile eline su dökemediğini söylemek lazım. Bunları cepte tutuyorum. Sempatik de biri olduğu için halkımızın geneli gibi ben de kendisini severim, daha doğrusu severdim. Ve gönül isterdi ki burada Türkiye’deki restoranları değerlendirirken yaptığı hatalardan bahsetseydim. Ancak o aşamayı aşalı çok oldu. Vedat Milor halkın sempatisini suistimal ederek son yıllarda pek çok hokkabazlığa imza atmaya başladı ve bu hokkabazlıklara son sürat devam ediyor. İşte ipteki ilk cambazımız: Vedat Milor.

Hokkabazlıklara sinirimi zıplatan ve yazıyı güncelleyip yayınlamama sebep olan bu mesajlaşma ile başlayabiliriz. Vedat Milor yıllarca Hürriyet Gazetesi’nde yazdı. Bu durumu şöyle düşünün. Sahibi Aydın Doğan’ken hali hazırda yandaş olan Hürriyet el değiştirdiğinde pek çok yazar “Yok artık Sabah Gazetesi seviyesine de inmeyelim.” diyerek ayrılmışlardı Hürriyet’ten. Mesajlaşmaya göre 7 sene sonra Vedat Milor’un aklı başına gelmiş. Milor onca sene değirmenlerine su taşıdığı için özür dilemek bir yana üste çıkıyor. Zaten böyledir kendisi. Sızma bir zeytinyağıdır. Gezi sonrası NTV’de senelerce program yaptı örneğin. Sonra NTV’den ayrıldı. Nedenini soranlara da hep şunu söyledi: “Doğuş Grubu restoranını eleştirdim, kovdular.” Hoppala. Bilmeyenler için anlatalım, Vedat Milor NTV’den ayrılmadan hemen önce Doğuş Grubu restoranlarını gezmeye başlamıştı peşi sıra. Önce Nusret-Şahenk ortaklığının o dönem için yeni restoranı Kebapçı Etiler’e açılır açılmaz gitti, sonra ne hikmetse senelerdir yerinde durmasına rağmen programında yer vermediği Günaydın’da et yedi. Peki niçin? Çünkü Günaydın programdan önceki sene Doğuş Grubu’na satılmıştı. Milor çıkar çatışması kavramından bihaber olmalı ki Doğuş Grubu restoranlarına gitmeye devam etti ve iş Milor’a göre Zuma’da patladı. Zuma’yı eleştirdiği için Şahenk işine son verdi. Ne bekliyordun ki Vedat Milor? Bu kadar parlak bir özgeçmişe sahip bir akademisyen olarak çıkar çatışması hakkında hiç mi okumamıştın? Aklın başına kaç sene sonra geldi? Niçin çıkıp Doğuş Grubu restoranlarının reklamına alet olduğun için insanlardan özür dilemedin? Patronunla ortak olunca cahil Nusret’in senin karşında geçirdiği inanılmaz değişimden, cehaletini korkusuzca sergilemesinden de mi anlayamadın düşeceğin durumu? Cahili başımıza çıkarırken hiç mi düşünmedin olacakları?
Galiba Vedat Milor’un cahil fetişi var. Nusret ve Cüneyt Asan programlarının tadı damağında kalmış olacak ki Candaş Tolga Işık’la 2024 yılından beri daimi program yapıyor. İşte geldik ikinci cambazımıza: Candaş Tolga Işık. Bugüne kadar Candaş hakkındaki en güzel benzetmeye bu programların altındaki bir yorumda denk gelmiştim. Şöyle yazmıştı Musahiban isimli kullanıcı: “Vedat Bey, sizin hatırınıza karşıdaki taksiciye katlanıyoruz.” İşte tam olarak budur Candaş. Taksisine Vedat Milor biner, yemek konuşur. İlber Ortaylı biner, tarihe bulaşır. Sergen Yalçın biner, futbol muhabbeti çevirir. İzleyici de gideceği yere kadar katlanır, “He, he,” diyip geçer. Ama bu sığ adam bir şekilde ünlü konukları programına çıkarmayı başarır. Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar 13 yıl sonra ilk kez bu taksicinin programında bir araya gelir, ancak kendisi bu kavgayı canlı yayında öğrenir. Halbuki bilmen gerekirdi be Candaş? Fetö soruşturmasından yayını kesilene kadar çıkmaya devam ettiğin Kanaltürk’te yaşandı o kavga. Nasıl kaçırdın? Son günlerde Candaş’ın suskunluğundan anladığımıza göre bir şeyler daha kaçırmış. Ya sadece günler öncesinde yayına çıkardığı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanma sürecini kaçırmış ya da korkudan altına kaçırmış. Normalde bir önceki paragraftaki gibi sorular soracaktım soracaktım Vedat Milor’a. Mesela Yandaş’la program yapmanın içine sinip sinmediğini soracaktım. Kendisinin de son günlerde bir şeyler kaçırmış olduğunu hatırlayınca vazgeçtim.
Milor’u biraz takip edenler şunu bilir. Endüstrileşmeye karşıdır. Doğal mutfağı savunur. Zincirleşmenin kaliteyi düşürdüğünden bahseder. Endüstriyel şarabı yerden yere vurmaktan çekinmez. Bu konularda çok hassastır. Çok hassas olduğu için de bu Candaşlı programlarda Ülker reklamı yapar (!). Ülker’in bile en dandik ürünlerinden biri olan Olala’nın kahvenin yanında çok güzel gittiğini anlatır. Çünkü Vedat Milor halkı salak yerine koymaktan çekinmez. Ülker ürünlerinin reklamını yaparken utanmaz. Ülker ürünleri herhalde doğal malzemelerle üretilen, endüstriyel olmayan gıdalardır. Aksi takdirde Vedat Milor yapar mı reklamını? Ülker’in halkın her kesiminden tepki görmesinden sonra 2024 yılındaki reklam atağına malzeme olur mu Milor gibi biri? Geldik ipteki üçüncü cambaza: Murat Ülker. Murat Ülker gerek Starbucks ziyareti, gerek Ülker ürünlerinin içeriği nedeniyle 2 yıldır markaya yükselen tepkiyi Candaş gibilere para yedirerek söndürmeyi deniyor. Atatürkçü olmadığını gururla söyleyen Murat Ülker’e bu tepkiler kendi cenahından geliyor üstelik. Dostu Rasim Ozan Kütahyalı bile Ülker ürünlerinin revizyona ihtiyaç duyduğunu söylerken Murat Ülker hem muhafazakar kesimden azalan gelirini laik kesimden kompanse etmek, hem de yine Rasim’in iddiasına göre kendisine ters grupları yakın tutmak amacıyla 2024 yazından beri laik kesimin izlediği pek çok YouTube kanalına reklam yağdırıyor1. Belki o parayı Ar-Ge’ye harcasa kimyasal bombardımanı olmayan gıdalar sunabilir insanlara. İlişkiler yumağını ortaya dökünce de CHP’nin Ülker boykotu gönderisini silmesi sürpriz olmuyor. Kim bilir kimlerden nasıl telefonlar geliyor? En ufak sosyal medya tepkisiyle bile uğraştığı söylenen Ülker’in avukat ordusu acaba ne gibi aksiyonlar alıyor? Hadi yine iyisin Vedat Milor. Bu yazıya dava açmak falan istersen seç beğen al o avukatlardan. Murat Bey ile bir kahve yeter. Yanında Olala da iyi gider.
Yazıyı okuyan bazı kişiler Milor’a diğer iki kişiden daha fazla yüklenme sebebimi sorgulayacaktır. Sebebi açık. Diğer ikilinin ne olduğu zaten belli. Onları herkes biliyor. Milor ise bugüne kadar imza attığı her kepazelikten Konya tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıyor. Toplumla ilgili türlü türlü derdini anlatıyor ama bu dertlerin kaynağı ile ilgili tek laf etmiyor. Siyasi çürümeden bahsetmeden bütün suçu topluma yüklüyor. Cahil kebapçıya sallıyor, ancak kendisi Instagram gibi derin bir hizmet vermenin mümkün olmadığı bir mecradan aylık 80 TL’ye keriz silkeliyor. Kebapçı kavgasında clickbait yapmaktan çekinmiyor. Cahil onun ahbabıysa susuyor, uzaktaysa ağzını açıyor. O ne yaparsa yapsın ahlaklı ama insanlar soyadını yanlış yazınca ahlaksız. Hürriyet’te yaz, NTV’de program yapıp Şahenk’in restoranlarını tanıt, Candaşla el ele kol kola Ülker reklamı yap, daha geçmişe gidersek sahibi Payitaht Abdülhamid’de oynayacak kadar siyasi görüşü ortada olan Namet’in sucuk reklamında oyna. Sonra Kent Lokantası programı soruşturma yiyince bu yapının oluşumuna hiç katkı sağlamamış gibi sıyrıl git. Bu defa olmaz. Masken düştü, kelin göründü. Artık sen gerçekten Milör’sün.
- Rasim Ozan Kütahyalı’nın iddiasına göre Murat Ülker muhalif gazetecileri kontrol etmek amacıyla fonlamayı seviyor. Yine onun iddiasına göre 10haber.net’i İsmet Berkan’a o kurdurmuş. 10haber’de yazıp muhalifim diye geçinenlere ve boykota duyarlı yurttaşlara duyurulur. ↩︎
severek okuyoruz, bu yazı da epey iyiydi. okunmadığınızı düşünmeyin. bunların foyasını dökmeye devam. türk medyasında malzemeden bol bir şey yok.